banner154

Korona virüs iş kazası olarak değerlendirilir mi.?

Sadece ülkemizi değil tüm dünyayı etkisi altına almış olan salgın virüs COVİD-19 (korona virüs) hastalığı ile alakalı olarak çalışma hayatında ve özellikle iş hukuku yönünden önem arz eden bazı hukuki bilgileri Mersinli Avukat Murat Altındere’den aldık. 

Korona virüs iş kazası olarak değerlendirilir mi.?

İşte Av. Altındere’nin korona virüs notları:
 
1-  Salgın hastalık olan COVİD-19 hukuken ve önceki emsal Yargıtay uygulaması gereği İŞ KAZASI OLARAK Değerlendirilecektir. 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. Maddesinde; İş kazasının tanımı yapılmış olup; buna göre İş yeri içindeki çalışma arkadaşlarının taşıyıcılığı ile Covid-19 bulaşan bir işçinin durumu hukuken iş kazası olarak değerlendirilmektedir.  Henüz bu konuda yargıda bir karar olmamakla birlikte emsal olarak geçmiş dönemde Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından 2019 yılında H1N1 (domuz gribi) virüsü hakkında verilen karar esas alınabilecektir. İş kazasınız işletmeler açısında maddi ve cezai yükümlülükleri mevcuttur.  

2- İşverenin ve çalışanların korona virüsüne karşı gerekli tedbirleri alması kanuni yükümlülük olup İşçi, aynı işyerinde çalışan iş arkadaşlarında salgın hastalık bulunması halinde İş Kanunu 24. Madde 1-b fıkrası gereğince iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı vardır.

3- İş yerinin kamu otoritelerinin vereceği idari kararla geçici kapatılması halinde Fesih hakkı işçi tarafından kullanılsa da işverenin bir haftalık süreye ilişkin yarım ücret ödeme yükümlülüğü var. Bu durumda işçi kıdem tazminatına hak kazanı ancak İhbar tazminatı alamaz.

4- 4857 sayılı İş Kanunu, işçinin çalıştığı iş yerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek Salgın Hastalık gibi zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde işçiye bekleme süresinin bir haftası için her güne yarım ücret ödemek kaydı ile işverene haklı nedenle fesih hakkı veriyor. Bu durumda işçi kıdem tazminatına hak kazanır. İhbar tazminatı ödenmez.

5- Önemle belirtmek gerekir ki,  İşverenin işçiyi ücretsiz izne çıkartabilmesi ancak işçinin kabulü halinde mümkündür. Yargıtay kararlarıyla açıklığa kavuşturulmuş ve “tarafların ücretsiz izin konusunda anlaşmaları halinde, ücretsiz izin süresince iş sözleşmesinin askıda kalacağı” esası kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin askıda kaldığı bu süre içerisinde işçi çalışmayacak, işveren de işçiye ücret ödemeyecektir. Askıya alınma halinde sadece asıl ücret değil ücret ekleri de ödenmez. Bu dönemde işverene ait olan işletme riskine işçi katlanmış olacaktır. İşçiye bu süre boyunca ücret ödenmez ve adına sigorta primi askıda kalır.

6- İşverenin diğer bir hakkı olarak da, İşveren işçiyi var olan yıllık izin haklarını kullandırmak üzere Yıllık izin yönetmeliğine uygun olarak yıllık izne çıkarabilir.

7- Önemli ve güncel bir konu olarak belirtmek isterim ki;  Kısa Çalışma Yönetmeliği'nin zorlayıcı sebep tanımında salgın hastalığa açıkça yer verilmiştir. Kısa çalışma süresi kural olarak üç ay olup, Cumhurbaşkanı tarafından altı aya uzatılabilmektedir. Kısa çalışma halinde işçiler çalışılmayan dönem için İşKur’dan kısa çalışma ödeneği alır. Ödenek çalışanın brüt kazancının yüzde 60’ı tutarındadır. Bu konuda 26.03.2020 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 7226 sayılı torba yasa ile bu ödeneğin kapsam alanı genişletilmiş ve şartları hafifletilmiştir.

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2020, 19:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner357

banner333

banner232