banner154
banner187

İzol: “Hiçbir aşiret mensubu acından ölse ülkesini satmaz”

Şanlıurfa’nın en büyük aşiretlerinden İzol Aşireti’nin önde gelen isimlerinden Hamit İzol, bazı Kürt aşiretlerinin banka borçlarının İngilizler tarafından ödendiği iddialarının iftira olduğunu ve ispatlanması gerektiğini belirterek, "Hiçbir Kürt ve Türk satılık değil. Hiçbir aşiret mensubu, acından ölse kendisini ve ülkesini satmaz" dedi. 

İzol: “Hiçbir aşiret mensubu acından ölse ülkesini satmaz”

Emekli Albay Atilla Uğur’un, Kürt aşiretlerine yönelik iddiaları, Mersin’de de yankı buldu. Uzun yıllardır Mersin’de yaşayan, Şanlıurfa’daki İzol Aşireti’nin önde gelen isimlerinden Hamit İzol, Uğur’un iddialarına tepki göstererek, bu iddianın gerçek bir dayanağı olmadığını söyledi. Aşiretlerle ilgili araştırmaları ve ‘Aşiret’ adlı bir kitabı da bulunan İzol, Emekli Albay Uğur’un birkaç gün önce verdiği bir röportajda, Kasım ayında ikinci bir kalkışma için hazırlık yapıldığı, bu çerçevede İngilizlerin Doğu ve Güneydoğu’daki bazı Kürt aşiretlerinin bankalara olan kredi borçlarının da İngiliz istihbarat görevlileri tarafından kapatıldığı iddialarına Mersin’den yanıt verdi.

İHA muhabirine açıklama yapan ve “O emekli asker neye dayanarak bunu söyledi, bilemiyorum. Onu kendisinin ispatlaması lazım” diyen İzol, Kürt aşiretlerinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk ile beraber bir mücadele içine girdiklerini ve doğudaki aşiret reislerinin, şeyhlerin, beylerin ülkenin kurtuluşunda çok büyük payları olduğunu vurguladı. Birçok aşiret reisinin Anıtkabir’de fotoğrafları bulunduğunu, bunlardan birinin de amcası olduğunu dile getiren İzol, “Osmanlı’nın en kötü döneminde, çöküşte olduğu zaman ve bütün Balkanların, Arapların ayrıldığı, Ermenilerin ayrılarak devlet kurduğu bir dönemde Kürtler neden devlet kurmadı? Hatta İngilizler ve Fransızlar orada bir Kürt devleti oluşmasını istiyordu. Lozan Anlaşması’nda bile Kürtlerden de temsilci istenmiş ama Başbakan İsmet İnönü, ‘Ben Kürtleri ve Türkleri temsilen buradayım’ demiştir” ifadelerini kullandı.

“Biz ülke vatandaşları olarak ikinci bir kalkışmanın hiçbir şekilde başarılamayacağını ve olamayacağını kesin ve net söyleyebiliriz”

İkinci bir kalkışma olup olmayacağının ayrı bir konu olduğunu belirten İzol, “Fakat biz ülke vatandaşları olarak ikinci bir kalkışmanın hiçbir şekilde başarılamayacağını ve olamayacağını kesin ve net söyleyebiliriz. Çünkü bu ülkede daha önceki ihtilallerde ortam hazırlandı, halkın bir kısmı cuntayı, askeri darbeyi istedi. 1960’lardan itibaren 1980 Eylül’ü dahil böyle. 1980’de halk, yönetime el konulmasını kurbanlar keserek karşıladı. Ama son yapılan 15 Temmuz kalkışmasını, halkın kesinlikle kabul etmedi, solcusuyla sağcısıyla bütün halk kitleleri bu kalkışmaya karşı durdu, insanlar sokaklara döküldü, 240 insanımız öldü, binlerce de yaralımız oldu. Yalnız iki kentte olduğu için sayı bu kadar az. Eğer Mersin’de de olsaydı 200 kişi de Mersin ölecekti, Urfa’da belki 500 kişi ölecekti ve çok büyük olaylar olacaktı. Allah’a şükürler olsun ki, iki şehirde kaldı ve bu kalkışma engellendi” diye konuştu.

“Kürtlerle Türkler bölünmez, birbirinden ayrılmaz, biri başsa öbürü vücuttur, biri beyinse öbürü güçtür”

Geçmişte bütün bu olayları yaşayan aşiretlerin, Türkiye’den ve Türklerden kopmak istese o dönemlerde kopacağına dikkat çeken İzol, tarihte Kürt isyanı olarak geçen bazı olayların da aslında hiçbirinin Kürt isyanı olmadığını savundu. Dersim ve Şeyh Said isyanlarını örnek veren İzol, Dersim’deki olayın birkaç tane vergi vermek istemeyen asi aşiret yüzünden çıktığını, Piranlı Şeyh Said isyanının ise hilafetin kaldırılmasına karşı yapıldığını iddia etti. Adına 'Kürt isyanı' denilen bu olayların hiçbirinin Kürt isyanı olmadığını kaydeden İzol, dönemin en önemli Kürt aşiret liderlerinin Şeyh Said isyanını danışmak için Bediüzzaman Said Nursi’ye gittiklerini, Bediüzzaman’ın da “Kürtlerle Türklerin savaşması caiz değil. Allah katında kesinlikle yeri yoktur ve bu işi yapanların hepsinin yeri cehennemdir” dediğini anlattı. İzol, şunları söyledi: “O yüzden Kürtlerle Türkler bölünmez, birbirinden ayrılmaz, biri başsa öbürü vücuttur, biri beyinse öbürü güçtür. Bu iki ırkı siz birbirinden ayıramazsınız. Mustafa Kemal Atatürk de aynısını söylüyor, diyor ki, ‘Daha önceleri siz Kürtleri ayırmış olsaydınız olabilirdi ama Kürtlerle Türkler o kadar çok iç içe girdiler ki, bunları siz birbirinden ayırırsanız, Kürtleri ayırırsanız Türklüğü yok edersiniz.’ Bu iki ırkın birbirine ihtiyacı var ve bu iki ırkın o kadar akrabalık ilişkileri var ki, bu Selçuklular döneminden geliyor.”

“Beraber ölüyoruz, beraber gülüyoruz, beraber umutlanıyoruz”

Kürtlerle Türklerin, Selçuklular döneminden itibaren savaşlarda hep birlikte olduklarını, ancak tarihçilerin savaşları anlatırken Kürt kelimesini kullanmadıklarını ifade eden İzol, “Halbuki kullanılırsa Kürtlerle Türkler geçmişte ne kadar birbirlerinin yanında yer aldıklarını, ne kadar birbirlerine bağlı olduklarını, ne kadar akraba olduklarını anlayacaklar. Ama maalesef Kürtlüğü yok saymak, Kürtlüğü görmemek adına kullanmıyorlar” şeklinde konuştu.

“Malazgirt’te Alparslan’ın ordusu 60 bin ise bunun 20 bini Kürt’tür” diyen İzol, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bundan bahsedilmiyor. Bundan sen bahsettiğin zaman Türk kardeşlerimiz diyecek ki, ‘Biz ezelden beri, tam bin yıldır birbirimiz için savaşıyoruz.’ Kıbrıs Savaşı’nda şehit olan askerlerimizin yüzde 60’ı Kürt, Çanakkale’de her şehirden Kürt şehit var. 15 Temmuz kalkışmasında da 240 kişinin içinde belki yüzde 20-30’u Kürt’tür. Yani her şekilde beraber ölüyoruz, beraber gülüyoruz, beraber umutlanıyoruz.”

“Aşiretler satılık değil. Şerefli olan hiçbir Kürt kendini parayla satmaz”

“Aşiretler satılık değil” diyen İzol, belki birkaç tane küçük aşiretin paraya yönelebileceğini, onlara da aşiret denilemeyeceğini söyledi. İzol, “Ortalığı bulandırmak için böyle bir şey olmuşsa bunu da iddia edemem, ‘hiç böyle bir şey yok’ da diyemem ama şerefli olan hiçbir Kürt kendini parayla satmaz. Peki, neden Kürtler geçen dönemde böyle bir kalkışmaya girmedi de işte yeni bir kalkışma oldu, o zaman Kürtler oradan ayağa kalkaydılar. Öyle bir şey yok ki, öyle bir durum olamaz. Mersin’de biz hepimiz sokaklardaydık, Cumhuriyet Meydanı’ndaydık ama Urfa’da herkes arabasında sabahlıyordu ve yanında silahı, ülkesini savunmak için ölümüne hazırlıklıydı” dedi.

“Hiç kimsenin hiçbir şeyden haberi yok”

Şimdi araya fitne karıştırarak, Türkiye’nin de bu hassas döneminden yararlanarak, ‘Acaba biz burada bir dedikodu yayarsak, birkaç Kürt de bundan heveslenip İngilizlerle irtibata geçip bilmem ne yapmaz mı?’ arayışına girilmiş olabileceğine işaret eden İzol, böyle bir durum varsa, devletin kesinlikle bundan haberdar olacağına ve her şeye hakim olduğuna vurgu yaptı. Kendisinin de Şanlıurfa’daki en büyük aşiretin ileri gelenlerinden olduğunu dile getiren İzol, şöyle devam etti: “Birkaç aşiret liderini ve kendi akrabalarımı aradım, ‘Bu nedir? Ne oluyor?’ diye sordum, hiç kimsenin hiçbir şeyden haberi yok ve hiçbir aşiret reisinin de trilyonla borcu olmaz.”

“Hiçbir Kürt ve Türk satılık değil. Aşiret mensubu acından ölse ülkesini satmaz”

Doğu’da maddi imkansızlıklar olduğunun ve ekonominin bozulduğunun bir gerçek olduğunu belirten İzol, ancak devletin bunu düzeltmek için bir takım çalışmalar yaptığını da kaydetti. İzol, “Ama hiçbir Kürt ve Türk satılık değil. Kimse ne Türkleri satın alabilir ne de Kürtleri satın alabilir. Çünkü bu iki ırk birbirine çok yakın akraba ırklardır. Kürtler ve Türkler kardeştir, ikisi de vardır, var olacaktır ve bu iki ırk birbirinden kopamaz, biri koptuğu zaman diğeri yaşayamaz. Bazı kafası bulanık Türkler, Kürtlere ‘ayrılın’ diyor. Siz bu iki gücü birbirinden ayırdığınız zaman hiçbir şekilde kimse kendini koruyamaz. O zaman IŞİD Hatay’dan girer, Mersin’e kadar gelir. Her yer bölünebilir, Suriye, Irak, İran bölünebilir ama Türkiye bölünemez. Türkiye’nin bölünme ihtimali sıfır. O yüzden Kürtleri kötülemek anlamında, Kürtleri sevmeyen bazı kesimler bu dedikoduları yaparak, devlet her şeye hakimdir, devlet biliyor. Kim nerede ne konuşuyor, nasıl hareket ediyor, devletin her yerden haberi var. Ama insanlar konuşuyor. Konuşabilir ama bu ispatlanması gereken bir iftiradır. Bir aşiret mensubu acından da ölse kendisini satmaz, ülkesini satmaz” diye konuştu.

“Bir tek Türkiye var ve Türkiye hepimizindir, hepimize yeter. Kürtlerin ve Türklerin uyanık olması lazım”

İnsanların kafasını bulandırmak ve Türk ile Kürt’ü birbirinden soğutmak için bazı çalışmalar yapılabileceğine, buna inandığına vurgu yapan İzol, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Daha önce Doğu ve Güneydoğu’daki bazı olaylardan dolayı Erdemli’de ülkücüler yol keserek, kimliklere, doğum yerine bakarak bazı yanlışlar yaptı ama büyükleri büyük hiddet göstererek o yanlışları engelledi. Bu ülkede ülkücüsü, solcusu, sağcısı hepsi kardeştir. Neticede bu ülkeden başka bir ülke yok. Bir tek Türkiye var ve Türkiye hepimizindir, hepimize yeter. Bu sevgiyi bitirmek için, ‘Kürtlere bak, hain’ dedirtmek için bazı çalışmalar olabilir. Bizim de Kürtlerin ve Türklerin uyanık olması lazım. Bu tür şeylere prim vermemesi lazım. O yüzden ben böyle bir şeyin olacağına kesinlikle inanmıyorum. Bu ülkede herkes beraber yaşamaktan mutludur. Tabi bazı eksikler vardır, bazı yanlışlar vardır. Zaten daha önce ‘Barış Süreci’ döneminde bu eksikler konuşuldu, bazı şeyler yerine getirildi Cumhurbaşkanımız tarafından. Bazı yerine getirilmeyen eksikler olabilir ama neticede burada bu ölümlerin, şehitlerin gelmesiyle her şey rafa kaldırıldı, buzdolabına kaldırıldı ama bu demek değildir ki, bu ülkede netice barışla sonuçlanmayacak.”

“Bu ülkede insanlar kardeştir, kardeş kalacak”

Türkiye’nin kardeşliğinin hiçbir zaman bitmeyeceğini söyleyen İzol, “Bu ülkede bu insanlar kardeştir, kardeş kalacak. Çok uzun olmamak kaydıyla Suriye’ye de Irak’a da barış gelecek, bana göre Doğu ve Güneydoğu'ya da barış gelecek ve insanlar çok mutlu bir şekilde beraber yaşayacaklar. Belki oradaki avantajlardan yararlanmak isteyen Türk kardeşlerimiz gidecek orada yatırım yapacak, öbür taraftaki Kürt kardeşlerimiz gelecek batıda zaten yapıyorlar, yatırım yapacaklar ve insanlar birbirleriyle mutlu bir şekilde devam edecekler beraberliklerine, birlikteliklerine. Beraber evlenmeye devam edecekler, isimlerini birbirlerine vermeye devam edecekler. Buna kimse engel olamaz. Bu nüfusun büyük yoğunluğu akrabadır, kız almış-vermiş, iç içe girmiş. Kimsenin kimseden farkı yok. İnsanlar kimliğiyle yargılanmamalı. Önemli olan insanların karakteri ve kişiliğidir. Kişiler öyle değerlendirilmeli. Ben Alevi olurum, siz Sünni olursunuz, ben Türk olurum, siz Kürt olursunuz. İnsanların ırkını, dinini veya mezhebini seçme şansı yoktur. İsmini bile seçme şansı yoktur. İnsan doğmadan veya doğduktan sonra ismini, ırkını veya cinsiyetini seçme hakkına sahip mi? Onun için bu ülkede herkes birbirinin kardeşidir. Bazı eksikler, yanlışlar var, giderilecektir bunlar, ben inanıyorum. Türkler Kürtler için bazı mücadeleler içine girecekler, Kürtler Türkler için bazı mücadeleler içine girecekler. Bu dökülen kan bir gün mutlaka duracaktır, anaların gözyaşı dinecektir. Barış için, barış yolunda birçok insan ölüyor, Tahir Elçi gibi. Belki bizler de öleceğiz, belki başkaları da ölecek ama hiçbir zaman bu ülkenin kardeşliği bitmeyecek” dedi.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.