banner154
banner222
banner235

Abdullah Özdemir: Mersin Limanının Değeri Artmıştır

Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, Mersin Limanındaki Ortak Değişimi ve Limanın İşletme Tarzına Dair Değerlendirmelermelerde bulundu.

Abdullah Özdemir: Mersin Limanının Değeri Artmıştır

İşte Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir'in o açıklamaları:

Mersin ekonomisinin en değerli işletmesi olan ve verdiği hizmetler ile il ekonomisinin kalbi konumunda bulunan Mersin Limanı yeniden gündeme geldi. Liman işleticisi firmanın ortaklarından Akfen Grubu’nun sahip olduğu yüzde 50 oranındaki hisselerin 40 puanlık bölümünü, Avustralyalı IFM Yatırım Fonuna 869 milyon dolar karşılığında satması, kamuoyu tarafından ilgi ile karşılandı.

2007 Yılında, 755 milyon dolara, 36 yıllığına Mersin Limanı’nın işletme haklarını alan MIP’in ne kadar akıllıca bir yatırım yaptığı ortaya çıktı. Geriye kalan 26 yıllık işletme hakkının piyasa değeri, bugün için 2 milyar 172 milyon dolar olarak belirlenmiş oldu.

Bu bir hisse satışıdır, Mersin’e yönelik, limanın altyapısını geliştirecek bir yatırım değildir. MIP Yönetimi limanı geliştirecek şekilde yeni yatırımlar yapmak üzere, ilave yabancı kaynak getirebilirse, o zaman ülkemiz ve kentimiz adına güzel bir gelişme olur.

Akfen Grubu bu hisse satışından elde edeceği geliri, yeni yatırımlar için kullanacağını açıkladı. Gönlümüz istiyor ki; Mersin Limanı sayesinde ortaya çıkacak bu gelir ile yapılacak yatırımların bir kısmı Mersin’de olsun.

Geride Kalan 10 Yıllık Süreç Ne getirdi, Ne Götürdü

Bizim üzerinde durmamız gereken esas nokta, geride kalan 10 yıllık süreçte, bu özelleştirme işleminin genel olarak Mersin ekonomisi, özel olarak da konuya taraf olan kesimler açısından ne getirip, ne götürdüğüdür.

İşletici firma olan MIP’in bu süreçten karlı çıktığı konusunda hiçbir tereddüt kalmamıştır.

Liman çalışanları açısından çalışma şartların ağırlaşması ve hak kayıpları olduğuna dair haberler medyada yer almaktadır. Bu konunun araştırılarak, somut verilerle net biçimde ortaya konmasında fayda vardır. Yeni ortak IFM’nin bir işçi fonu olması dolayısı ile yeni dönemde MIP yönetiminin bu konularda daha hassas davranacağını ve liman çalışanlarımızın lehine gelişmeler olacağını ümit ediyoruz.

Liman konusundaki en önemli kesim limanın kullanıcıları konumunda olan dış ticaret ve bağlantılı işlerle uğraşan firmalardır. İhracat, ithalat ve transit ticaretle uğraşan, taşımacılık ve depoculuk gibi lojistik hizmetler sunan firmalar, limanın faaliyetlerinden ve aldığı kararlardan birinci derecede etkilen kesim durumundadır.

Liman Aktif Kullanıldıkça Değeri Daha Çok Artacaktır

Aslında limana gerçek değerini kazandıran da bu kesimdir. Bu firmaların büyümesi, limanın da büyümesi ve değerinin artması anlamına gelmektedir.

Bugün itibarıyla liman üzerinden 20 milyar dolarlık bir dış ticaret gerçekleştiren bu firmalar olmasa, limanın değeri bu noktalara gelebilir miydi?

2016 Yılında Mersin limanında elleçlenen toplam yük miktarı 32 milyon tonu aşmaktadır. Bu işlem hacminin yaklaşık yüzde 15’i Mersinli firmalara, geri kalan büyük kısmı ise hinterlandımızdaki illerin firmalarına aittir.

Bunun anlamı, Mersin Limanı’ndan yüzde 85 gibi yüksek bir oranda Mersin dışından gelen kullanıcılar (firmalar) faydalanırken, limanın getirdiği çevre kirliliği, gürültü ve trafik sıkışıklığı gibi sorunlar Mersin halkını olumsuz olarak etkilediğidir. MIP Yönetimi bu gerçekten hareketle, kentimize ve Mersinlilere yönelik sosyal projeler geliştirmeli, var olan projelere destek vermelidir. 

Liman İşleticisi MIP,  şu anda monopol konumunda olmasına güvenerek, liman ücret tarifelerini ve hizmet bedellerini artırmak gibi kısa vadede karlı, ancak uzun vadede zararlı olabilecek uygulamalara asla başvurmamalıdır. Kaldı ki, ücret tarifleri dolar bazında belirlenmektedir. Dolar bazında belirlenmiş ücret tarifesine ve hizmet bedellerine her fırsatta zam yapmanın hiçbir mazereti yoktur. MIP Yönetimi, müşterinin velinimet olduğu prensibini benimsemeli ve tüm uygulamalarında bu prensibe azami derecede dikkat etmelidir.

MIP ve Liman Kullanıcısı Firmaların Büyüme Stratejileri Uyumlu Olmalıdır

MIP büyüme stratejisi, liman kullanıcısı firmaların büyüme stratejileri ile uyumlu ve onları destekler nitelikte olmalıdır.

İşte bu noktada sıkıntı olduğuna inanıyoruz.

MIP kendi büyüme stratejisini Mersin Limanının bir konteyner limanı olması üzerine kurgulamış gibi gözüküyor. Zaten bunu da açık olarak ifade ediyorlar.

Oysa limanda geçen yıl elleçlenen 32 milyon ton yükün yaklaşık 17 milyon tonu konteynerlı yüktür. Geri kalan yaklaşık 15 milyon tonluk kısım konvansiyonel yük veya dökme yük olarak adlandırılan emtiadan oluşmaktadır ki, bu tür yük istihdam, lojistik ve benzeri alanlarda daha çok katma değer yaratma şansına sahiptir.

MIP’in son yıllarda dökme yük taşımacılığını caydırmaya ve hatta cezalandırmaya yönelik bir strateji izlemesi, başta Mersinli firmalar olmak üzere, liman kullanıcısı firmaları olumsuz olarak etkilemektedir.

Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, MIP 55 kilogramın altında çuvallarla taşınan yükün birim elleçleme maliyetini 3 kata yakın artırmıştır. Oysa, ülkemizde ve dünyada standart olarak 25, 45 ve 50 kilogramlık çuvallar kullanılmaktadır.
Ayrıca, MIP Yönetimi dökme yük gemilerine yükleme-boşaltma işleri için yeterince işçi postası vermemektedir. Bundan dolayı, yükleme-boşaltma işlerinin süresi uzamakta, limanın çalışması yavaşlamakta ve yük sahibi firmalar gecikmeden dolayı demoraj ücretleri ödemek zorunda kalmaktadır.

MIP Yönetimi’nin konvansiyonel yüke karşı üvey evlat muamelesi yapması, kendi çıkarları açısından da çok rasyonel bir davranış değildir, çünkü;

1-    Limana yeterince konteynerlı yük gelmediği için, halihazırda var olan konteyner işleme kapasitesi tam olarak kullanılmamaktadır.

2-    Limandaki dökme yük işlemleri tonaj olarak, fiili işlemlerin neredeyse yarısını oluşturmaktadır.
Bir başka ifade ile dökme yük olmasa, liman ciddi oranda eksik kapasite ile çalışacak, gelirleri düşecek, değeri azalacaktır.

MIP Yönetiminden beklentimiz bu gerçeği görerek, dökme yüke karşı takındıkları negatif tavırdan vazgeçmeleri, bu yüklerin işlemlerini hızlandıracak tedbirleri bir an önce almaları ve ihtiyaca cevap verecek şekilde işgücü miktarını artırmalarıdır. Bu söylediklerimiz herkesin faydasınadır.

Ayrıca, 112 hektarlık dar bir alana sıkıştıklarından şikayet eden MIP Yönetimine tavsiyemiz, konteyner yükleme-boşaltma işlemlerini liman dışındaki sahalara kaydırmasıdır. Böylece alan sıkışıklığı sorunu çözülebilir.

Yeni Ortak IFM Yatırım Fonu Kimdir

MIP’in yüzde 40’lık kısmını alarak ikinci büyük ortak konumuna gelen IFM Yatırım Fonu, adından da anlaşılacağı gibi bir fon. Bu fon milyonlarca çalışanın emeklilik kesintilerinden oluşan 74 milyar dolarlık bir kaynağa sahip. Avustralya, Kuzey Amerika, İngiltere ve Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde farklı sektörlerde faaliyetleri bulunuyor. Mersin Limanı işletmesini de karlı bir alan olarak gördükleri için, bu yatırımı yapıyorlar.

Bu şirket kendisi liman işleticisi olmasa bile, bu konuya çok yabancı değil.

Avustralya’daki 3 limanda ortaklıkları var. Bu limanlar:

1.    Botany (Sydney), Avustralya’nın ikinci büyük konteyner limanı

2.    Brisbane,  Avustralya’nın en hızlı büyüyen konteyner limanı

3.    Kembla (Wollongong)  (Sydney’e 90 km uzaklıkta) , dökme yük limanı

MIP Hisselerinin Yüzde 90’ı Yabancıların Eline Geçiyor

Yeni dönemde MIP’in hisselerinin yüzde 50’si PSA, yüzde 40’ı IFM ve yüzde 10’u da Akfen Grubuna ait olacak. Bu yeni hisse yapısı, MIP ile liman kullanıcıları arasında iletişim kurma konusunda endişeler yaratıyor. Yabancıların iş yapma kültürü, bizimkinden farklı olabildiği için, ileride sorunlar çıkabileceği endişelerini taşıyoruz. Bu konudaki tek tesellimiz, Hamdi Akın’ın hisse miktarı azalmasına karşın, hala Yönetim Kurulu Başkanı olarak kalmasıdır. Geçmişte kendisi ile iyi bir iletişim kurabilmiş ve sorunlarımıza çare bulabilmiştik. Bu konudaki en güzel örnek, WFP ( Dünya Gıda Programı) kapsamında yük taşıyan gemilere, Hamdi Akın’ın inisiyatifi ile kolaylık sağlanmış olmasıdır. Bundan dolayı, Mersin, Dünya Gıda Programının ana gıda tedarik merkezlerinden birisi haline gelmiş ve burada WFP irtibat ofisi kurulmuştur. Hamdi Akın’ın limana olan ilgisinin azalmadan devam etmesini diliyoruz.

Neler Yapılmalı 

Ülkemizdeki limanların ücret tarifeleri ve hizmet bedelleri yakından takip edilerek, MIP tarifelerinin makul sınırlar içinde kalması sağlanmalı,

Limanın sahibi TCDD, devir sözleşmesindeki bütün denetim haklarını sonuna kadar kullanmalı ve denetim sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalı,

Rafa kaldırıldığı gözüken Mersin Konteyner Limanı Projesi raftan indirilmelidir. Bu proje yap-işlet-devret modeli ile yapılmak istenmiş, ancak talibi çıkmadığı için rafa kaldırılmıştı. Bu limanı devletimiz kendi imkanları ile yapabilir.

Bu devasa proje yapılamıyorsa, rekabeti sağlamak amacıyla, Hamburg limanında olduğu gibi, özel sektör tarafından küçük iskele limanlar yapılabilmesinin yolu açılmalıdır. 

Liman ile otoyol arasında doğrudan bir bağlantı kurulmalıdır.

Bu önlemlerin alınması halinde, ortaya çıkması muhtemel pek çok sorun kendiliğinden önlenmiş olacaktır. Sonuç olarak amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Mersin limanının ilgili tüm tarafların kazançlarını artıracak şekilde işletilmesidir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.