banner154

HAK-İŞ, Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nü unutmadı

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Vekili Dr. Osman Yıldız, “Kadınlar için güçlendirme, koruma, güvenli ortam, sosyal zeka, zihinsel direnç, zihinsel atılım, mesleki gelişim ve kariyer oluşturmada en ön saftayız” dedi.

HAK-İŞ, Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nü unutmadı

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Vekili Dr. Osman Yıldız, “Kadınlar için güçlendirme, koruma, güvenli ortam, sosyal zeka, zihinsel direnç, zihinsel atılım, mesleki gelişim ve kariyer oluşturmada en ön saftayız” dedi.

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkan Vekili Dr. Osman Yıldız ve HAK-İŞ Kadın Komitesi üyeleri, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında HAK-İŞ Genel Merkezi önünde basın açıklaması düzenledi. Burada bir konuşma yapan Yıldız, 25 Kasım Dünya Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nü anmak için toplandıklarını belirtti. HAK-İŞ’in Türkiye’deki ve dünyadaki karar verme süreçlerinin belirleyicisi, en önemli aktörü haline geldiğini bildiren Yıldız, “HAK-İŞ kuruluşundan bugüne farklılığını hep ortaya koyarak gelmiştir. HAK-İŞ; Liberal Demokrasi, katılımcılık, sosyal diyalog, sendikal nezaket, yapıcı olmak, pozitif düşünmek, sorumlu olmak, şeffaf olmak, güvenilir olmak, çoğulcu olmak, realist olmak gibi birçok değer ve ilkenin her birini tek tek ve hep birlikte başarıyla uygulamaktadır. Dahası HAK-İŞ, bunların her birini istisnasız olarak, sendikal anlayış, söylem ve uygulamalarında, kadınlarımız için de hassasiyetle hayata geçirmektedir. Açıklıkla vurgulamak isterim ki, HAK-İŞ olarak kadın konusunda; zirvedeyiz, öncüyüz ve birinciyiz” diye konuştu.

HAK-İŞ’in çalışma hayatında kadın konusunda her alanda belirleyici rolde olduğunu söyleyen Yıldız, “Kadına, kadın sorunlarına, kadının güçlendirilmesine dair ne varsa, HAK-İŞ oradadır. Kadınlar için güçlendirme, koruma, güvenli ortam, sosyal zeka, zihinsel direnç, zihinsel atılım, mesleki gelişim ve kariyer oluşturmada en ön saftayız. Kadın konusunda ‘kavramsal ve zihni’ altyapıyı geliştiriyoruz. Kadın konusunda çok çeşitli faaliyetleri yapmayı başarıyoruz. Dünyada bir ilki gerçekleştirdik. Tarihi kitlesel/zirveleri başarıyoruz. İş ve aile yaşamının uyumlaştırılmasında model uygulamaları geliştiriyoruz. Ayrıca, günümüz dünyasında çağımız literatüründe yer alan kadın ile bağlamında eşit işe eşit ödeme, mobbing, kadına şiddet gibi bağlantılı sorunlarla da etkin mücadele ediyoruz. Özellikle şiddet konusu güncelliğini hep korumaktadır. Şiddeti asla ıskalamayacağız. Tabi ki memnuniyetle görüyoruz ki, devletimiz, hükümetimiz, şiddete karşı çözüm için, hukuki ve emniyet ve güvenlik önlemlerini güçlendirmektedir. Bize düşen ise, bunları yaparken toplumda pozitif bir bakış açısını da geliştirip, şiddete yol açan unsurları yok etmektir. Burada şunu belirtmek istiyorum; bu güzel ülkemizde ‘Kadına Şiddete Hayır’ noktasına düşmemiz bizim için bir zuldür. Biz bir an önce, kadına şiddeti bertaraf edip, kadınların başarı hikayelerini konuşmalıyız” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin her açıdan verimli bir ülke olduğunu aktaran Yıldız, şöyle konuştu:

“Ülkemizde her şey yetişir ve her şey ülkemize yakışır. Ancak Türkiye’yi kadına şiddete, çocuk istismarına, çocuk işçiliğine, kayıt dışılığa, ayrımcılığa ve dışlanmaya, sosyal adaletsizliğe ve haklarda eşitsizliğe çorak haline getirmeliyiz. Bu cennet vatanda bunlara ‘yer yok’ demeliyiz. Medeniyetlere kuruculuk yapmış bu topraklar ve bu ülke insanları arasında şiddet kendine yer bulamaz. Hiç kimse, işyerinde, evinde ve toplumda kadına dünyayı dar edemez, dar etme hakkına sahip olamaz. Çalışma hayatında; gerek çalışanlar, gerek işverenler, birbirinden beklentilerinde yaşanan uçurum, gerek mesleki beceriler ve yeterlilikler konusundaki eksiklikler ve gerekse işin ve işyerinin organizasyonundaki eksiklikler ve ihmaller sonucu, ortaya çıkan tansiyon da maalesef mobbinge dönüşmektedir. Bu nedenle, başta kadın çalışanlarımız için olmak üzere beklentileri, mesleki beceri ve yetkinlikleri, işin ve işyerinin organizasyonunu geliştirerek, önemli bir aşama kaydederiz, iş barışını artırırız. ILO’nun, 2019 yılında kabul ettiği, Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşmeyi önemsiyoruz. HAK-İŞ olarak, ILO’da oluşturulma süreçlerine önemli katkı ve önem verdiğimiz, bu sözleşme artık ülkelerin onay sürecindedir. Türkiye’nin de bu onay sürecini, hızla hayata geçireceğine inanıyoruz.”

Başta kadın çalışanlar olmak üzere bütün emekçilerin ihtiyaç duyduğu asgari ücretin geçim ücreti olarak belirlenmesini istediklerini anımsatan Yıldız, “Yine Covid-19’un tüm çalışanları içine alacak şekilde kapsamlı meslek hastalığı olarak belirlenmesini istiyoruz. Kadın konusuna ilişkin bütün sorunların çözümünde anahtar kavramlardan birinin fıtratta farklılık, haklarda eşitlik olduğuna inanıyoruz. Bu şekilde temelleri sağlam ilkelere öncelik verilirse, sorunun doğru zeminde tartışılması, prensipler geliştirilmesi ve güçlü bir vizyon oluşturulması da daha kolay sağlanmış olur. Bu çerçevede HAK-İŞ olarak geliştirdiğimiz ‘Fıtratta Farklılık, Haklarda Eşitlik’ sloganı ile dünyadan elde ettiğimiz tecrübeyi kimliğimizle, geleceğimizle, inancımızla, akademisyenlerimizle birlikte sendikal mücadele için birleştirdik, mücadeleye damgamızı vurduk. Bir diğer ifade ile bu sloganı, geniş bir bilgi ve düşünce birikimimizin üzerine bina ettik. Bu tanım; adaleti, birlikteliği, gerçekliği, olumlu sosyal havayı ve ortamı, yani iyi olan her şeyi ifade etmektedir. Aynı başarıyı, aynı sloganı, aile ve çocuklar için de ayrı ayrı geliştirmeliyiz. Bütünsel bir yaklaşımı ortaya koymalıyız. ‘Aile toplumun temelidir’ söyleminin, ilerisine maalesef geçemedik. Kadın ve aile konusunda, güzel örnekleri hep önümüze koymalıyız. Koymalıyız ki yenilerini oluşturabilelim” dedi.

Türk ve İslam tarihinin cesareti, fedakarlığı, bilimi, tıbbı, mesleki eğitimi, nezaketi, toplumsal liderliği, yazarlığı olan kadın örneklerle dolu olduğunun altını çizen Yıldız, “Hem Türk tarihinden ve hem de İslam tarihinden bu örnekleri bulup önümüze koymalıyız. Örneğin; Türk tarihinden Nene Hatun, Nilüfer Hatun, Şerife Bacı gibi kadın kahramanlarımızı yad ediyor ve kutluyoruz. İslam tarihinden Hz. Hatice, Hz. Zeynep, Fatma Binti Hattab, Hz. Ayşe, Hz. Meryem, Hz. Belkıs, Hz. Asiye, Rufeyde Bint Sa’d, Nuseybe Bt Ka’ab el Mazeneya, Eş-şifa bt Abdullah el-Kureyşi’yi yad ediyor ve kutluyorum” diye konuştu.

HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Eda Güner ise, HAK-İŞ Konfederasyonu olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında toplandıklarını dile getirdi. HAK-İŞ olarak şiddetin her türlüsünü insan hakları ihlali olarak gördüklerini bildiren Güner, “Kadına yönelik şiddetle mücadelenin kadınların sosyo-ekonomik durumlarının güçlendirilmesi, sosyal ortaklarla birlikte aktif ve pasif politikalar geliştirilmesi, aile yapımızı güçlendirici tedbirlerin alınması ile kararlı adımlar atılarak gerçekleşeceğine inanmaktayız. HAK-İŞ olarak ‘kadının güçlendirilmesi’ kavramını çok önemsiyor, bu kavramı altını doldurarak kullanıyoruz. Üyelerimizi her alanda olduğu gibi şiddet konusunda da daha duyarlı hale getirmek, şiddetin önüne geçmek için tedbirler almaya çalışıyoruz. Kadının birey olarak, aile içinde ve toplumda güçlendirilmesini şiddetle mücadelenin temel bir unsuru olarak görüyoruz. HAK-İŞ üyesi kadınları sendikal harekette de güçlendirmek, etkin hale getirmek, sendikal mücadelenin içerisine dahil etmek ve sendikal mücadelede lider olarak yer almalarını sağlamak için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Kadına şiddet sorununun çözümünde kadınların ve erkeklerin ayrışmadığı, birlikte bu sorunu çözme konusunda beraber çalıştıkları bir yapıyı inşa etmeleri gerektiği bilincinde olduklarını kaydeden Güner, “HAK-İŞ olarak kadın ve erkeği fıtratta farklı, haklarda eşit olarak görüyoruz. Buradan yola çıkarak kadın üyelerimizin; toplu iş sözleşmeleri yoluyla elde ettikleri ve kanunlarla koruma altında alınan haklarını öğrenmelerini, farkındalıklarını arttırmalarını, sahip oldukları niteliklerini geliştirmelerini sağlıyor ve kadın üyelerimizi güçlendirmek için çaba sarf ediyoruz. Biliyoruz ki; kendine güvenen, mücadelesinde kararlı olan, yetkinliklerini kullanabilen, haklarını bilen kadınlar geleceğe daha umutla bakabilecektir. HAK-İŞ olarak şiddetin her türlüsünün azaldığı, kadınların çalışma hayatında, aile içinde ve toplumsal hayatta ayrımcılığa tabi tutulmadığı, şiddet görmediği bir ortamın oluşmasını arzu ve temenni ediyoruz” diye konuştu.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner357